MAVİ...

MAVİ...

'Suskunluğun sahip olduğu kelimeler, dilin sahip olduğu kelimelerden daha çoktur. Gövdesiz ruhlar gibidirler. Göçebe yaşarlar,içimizle dilimiz arasındaki boşlukta. Biz sızladıkça o boşluk çınlar durur...'

Mucize...

15/6/2008

                         

 

         Bir  mucize olsa, şu damlacık suya karışıp yok olmasa mesela, tek başına sadece damla olarak kalabilse, tek başına mutlu bir damlacık olarak kalabilse, yok olmasa suyun içinde...

         Bir mucize olsa, ve kapı çalsa tam da şimdi, bir şişe şarapla bir dost çıkıp geliverse, iki kadeh olsa masada, çokca anı, aklıma düştün dese dost, çıkıp geldim öylece işte dese...

        Bir mucize olsa ve kayan bir yıldızı görmezden gelsem,  şimdi olduğumdan başka bir yerde ve daha mutlu olamazdım desem, başka birisinin dileği ol bu sefer desem, telaşla dilek yetiştirmeye çalışmasam...

       Bir mucize olsa ve radyoda o çok sevdiğim şarkı dile gelse, 'seni bırakıp gidemem' dese , her şeyi her şeyi bırakıp sadece şarkı olsam bende o sesle...

      Bir mucize olsa, uyansam kalabalık bir pazar  kahvaltısı sabahına, babam otursa başköşede, gazetesini bırakıp günaydın dese aydınlık yüzüyle, masada kimsenin boşluğu olmasa...

      Bir mucize olsa,küçük bir özürle, sıcak bir sarılışla bitse bütün kızgınlığım, gerçekten yanlış anlamış olsam olanları,  içimde öfke olmadan devam etsem yoluma...

     Bir mucize olsa ve kelimeler uçar gibi dökülse kalemimden, ketumluğum, yavanlığım gidiverse, içimde ne varsa kağıda boşalsa, gösterebilsem içimde kopan fırtınanın büyüklüğünü...

     Bir mucize olsa ve tüm telaşım, içimde sürekli benimle kavga eden ses, kendimi sevmeme, kendim olmama engel olan ne varsa bitse, içim birazcık sessizleşse, birazcık dinlenebilse, yada dışardan birisi içimi görebilse ve usulca okşayıp saçımı geçecek dese...

    Bir mucize olsa ve yılgınlığımdan sıyırıp yeniden ayağa ayağa kaldırsa beni, bana benzeyen, tekrar düşebilirsin, ama bu sefer yalnız olmayacaksın dese, ve ben hiç yalnız hissetmesem kendimi...

   Bir mucize olsa ve kelimelerim yalnızlığı, kırgınlığı, uzaklığı, gitmeyi, umutsuzluğu değilde kalmayı anlatsa, kaldığım yerdeki mutluluğu anlatsa, gamlı hazan mevsimini değilde taze bahar çiceklerini anlatsa...

Bir mucize olsa gelse ve hiç gitmese...


                             

        ...                                                   

Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Gittim/Gitti...

26/5/2008

                     

 

 

 

Nisan yağmurları da bitti zaten,

cebimde tek bir çakıl taşıda kalmadı üstelik,

iç sesim sus oynuyor,

yıldız kaymıyor nicedir gökyüzümde,

dileklerim de öksüz kaldı...

Karanfil sokağa yolum düşmedi uzun zamandır...

...

 

ben öykülerimde hep olmadığım bir yerden

olmadığım bir yürekten

sürgün ederim kendimi,

nereye gideceğimi bilmeden, ama nerden gitmem gerektiğini

öğrenerek...

 

yeni bir öğrenmişlikle, yine bilmiyorum nereye gideceğimi,

sadece yeni bir öğretinin heyecanı belkide can acısını bastıran,

hani şu anlamsız ifadeler var ya yer eder bazen zamansız,

yüzlerimize, bedenlerimize, ruhumuza, olmadık şaçmalıklarla

doldururuz hayatı bu ifadesizliği örtpas etmek için,

bir süre sonra öylesi boşalır ki iç, bazen sıkı bir gözyaşıyla

bazen yollara düşüp eritilen kilometrelerle, birden farkederiz ki

ne şaçmalık kalmış etrafta, ne acı...

 

Nede bizden bişeyler...

 

En çok kendini özleyenler bilir, aynaların önemini,

Işığın sır'la görüntüye dönüşmesini,

o görüntüde sırlarını saklamayı...

 

Bende en çok kendimi özledim uzak,

salıncakta bir çicek yok artık...

İki salıncakta da çicek yok...

 

Kırık aynaların getireceği uğursuzluk bizden uzak dursun diye...

Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Uzaklar

27/4/2008

 

'Ah! Yollara çıkmak lazım şimdi...

geride tükenmez krizler, nafile rutinler, virane ilşkiler bırakarak

yelkenleri şişirmek lazım...

Doldurup bavula ertelenmiş çoşkuları, rüzgarları sırtlamak,

martıların peşine düşüp

asfalt bilmez topraklarakoşmak lazım.

Unutulmuş paslı bir hançer gibi

çekilmek kınından ve yollara sürtündükçe

yeniden bilenip ışımak lazım...

Ah! gökten yıldızlar yağıyordur oralarda, dallar hazdan kırılıyordur.

Şimdi uzaklarda olmak lazım.'

 

Can Dündar

 

Böyle bi uzaklar var mı? Çok mu uzak gerçekten?

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

9/4/2008

 

Yitip giden bir sevgiden, sevgiliden kalanlara takıldım, unutmak beni öldürüyor sanki, yokluğum ağırlaşıyor, varlığım yok oluyor unuttukca, kendim gibi olduğum, yüzüme yapıştırılmamış, gerçek gülümsemelerim geliyor aklıma, gerçekten ayaklarımın yere basmayışı, yüzümün kızarması sevgili gözlerimin ta içine bakınca, ellerimin terleyişi ellerinde...

Büyümek ne ızdıraplı bişeymiş, ne kolaydı mutlu olmak eskittiğim senelerde, aşkı yaşamak ne kolaydı, güvenmek ne kolaydı, ağlamak ne kolaydı ve gülmek...

Senelerce saklanmış kurutulmuş bir gül çıktı bugün karşıma, eski zamanda yaşamış, eski zamana ait çok güzel bir aşktan kalmış bir gül, sararmış bir kağıtla, aşk en güzel, en temiz haliyle kelimelere dökülmüş, gülle birlikte sevgiliye hediye edilmiş. Bir ömür saklanmış o gül, bir ömür aynı şarkıda iki sevgili birbirini hatırlamış, senelerce birbirlerinden bi haber yaşamışlarda o gül hep saklanmış, o şarkı çalınca radyoda sigara daha bir kederli içilmiş.

Şimdilerde ise unuturak ilerliyoruz, unutarak güçlenip yeni tenleri hissediyoruz, yürekleri unutarak, kurutulmuş güllerin yerini unutulmuş günler alıyor. Kurutup sakladığım bir gül yok, defalarca okunup yine okumak isteyeceğim mektuplarım yok, sevgiliyi hatırlamama yardım edecek siyah beyaz fotograflarım yok, beraber gidilmiş ilk filmin bileti yok... Onları neden yok ettim bilmiyorum ama yoklar işte...

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Bugünden Kalanlar...

19/3/2008

                      

 

Rutin bir iş günü gibi gözüktü bütün gün, oysa aklımda sürekli bir şeyler unutuyorum, bir şeyleri atlıyorum huzursuzluğu vardı, çok önemli değildir umarım diyerek içimi sakinleştirdim tüm gün, çok önemli olsa unutmazdın mutlaka diyerek... Cidden yetişmesi gereken, tamamlanması gereken işler de unutulan bir şey yoktu, maddiyat kısmı tamamdı yani, nedir bu huzursuzluk derken, bi telefonla bir yandan çok sevinirken içten içe kendime kızgınlığım çıktı su üstüne. Bir arkadaşım, çok sıkıldığı bu şehri, çok da memnun olmadığı  işini  değiştirdiğini haber verdi sesine konmuş kelebeklerle, Aynı işi yapıyoruz onunla hoş benim işle ilgili bir sıkıntım yok, işimi severek yapıyorum ama bunun dışında değiştirmek istediğim onca şey varken, ve aslında istedikten sonra hayatın bir çırpıda senin tarafına geçebileceğini bu kadar net bilirken, içinde bulunduğum atalet yüzünden ulaşmak istediğim her şey kafdağının ardındaymış gibi hissediyorum.

Telefondan sonra farkettim ki aslında benim unuttuğumu sandığım ve ağırlığını hissettiğim şey bugüne has değildi, çok uzun zamandır içimde taşıyorum bu ağırlığı. Ama değiştirmek adına hiç birşey yapmıyorum, kılımı kıpırdatmıyorum hatta, hiç kimse boşa geçirilmiş bir hayatı haketmez, ne olursa olsun. Şimdi içimden bunlar geçiyor ve dökülüyor kelimelere, ama ben yine içimde o heyecanı hissetmiyorum, bir şeyler başarma, bir ideal uğruna çaba harcama, yada bir aşk için emek harcama, sanki şimdiye kadar tüm cabam, emeğim heba olmuş ta artık ne olsa umrumda olmaz fikri sızmış bütün bedenime. Sabah uyandığımda bugün ne için uyandım diye sormuyorum artık kendime çünkü cevabım yok.

Bu durum -umarım ve sanırım- tamamamen hayattan vazgeçmek değil aslında, belki bir mola, hayattan istediklerini almak değilde, hayatın verdikleriyle yetinmeyi tercih etmek belkide.( Annem bu sürecin çok uzadığını söyledi yazdıklarımı okuyunca, yine haklı :)  

Hayatı askıya almak fazlaca lüks, birşey yapmalı...! Hayatı boşa geçirdiğim hissinden, şimdiye kadar yaptıklarımın aslında boş şeyler olmadığını düşünerek kurtulmaya başarabilirim belki ne dersiniz?

 

Bugün benim için bir şarkı tutar mısınız, radyoda kulağınıza gelen bir melodiyi benim için dinleyin olur mu? Belki bir ipucu yakalarız 'Yalinca nasıl kurtulur ataletten'e dair??

 

( bu arada yukardaki resim beyaz tuval'i getirdi aklıma, tebessüm ettim usulca, paylaşmak istedim, yazımla pek alakalı olmadı ama ertelemek istemedim)

Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı